Caproni ve Kafa Karıştıran Tasarımları

Caproni ve Kafa Karıştıran Tasarımları

Caproni Kimdir?

Giovanni Battista Caproni (1886-1957) inşaat, elektrik ve havacılık mühendisiydi. Başarılı uçak tasarımlarıyla İtalyan havacılığının çığır açan bir mühendisi olarak biliniyor. Caproni ayrıca ilk İtalyan uçağının yapımı, ilk çok motorlu İtalyan uçağı ve 1. ve 2. Dünya Savaşı yıllarında İtalya için birçok başarılı bombardıman ve keşif uçağı geliştirme gibi birçok ilke de imza atmış. Biz bu yazıda tuhaf ve benzersiz tasarımlardan olan Caproni Ca.60 ve Caproni Stipa üzerinde duracağız.

Münih Üniversitesinde inşaat mühendisliği lisansüstü, Liége Üniversitesinde elektrik mühendisliğinden doktora yaptıktan sonra Caproni 1907 yılında uçak motorları ve deniz uçakları üzerinde çalışmaya başladı. Yeterince deneyim kazandıktan sonra Belçika’dan İtalya’ya geri döndü ve Caproni Fabrikasını kurdu. Kardeşi Federico ile Askeri Mühendislik Kıtasının izniyle düz bir süvari eğitim alanında çift kanatlı uçaklar yapıp test etmeye başladı. Onların uçaklarını test ettiği bu alan ise gelecekte Kuzey İtalya’nın en büyük havaalanı, Milan Taliedo Havaalanı olacaktı. Caproni memleketi Arco’dan maddi destek almayı başarsa bile halen yeterli parası yoktu. Caproni Ca.1’i bitirdiklerinde uçağın ne motoru ne de pilotu vardı. Motor için daha sonra sıkıntı çıkaracak ucuz fiyata bir İtalyan motoru aldı. Pilot içinse lisanslı bir pilot tutmaya para yetmediğinden uçağın ilk uçuşu için bir şoför olan Ugo Tabacchi’yi çağırdı.

Giovanni Battista Caproni

İlk İtalyan Uçağı, Caproni Ca.1

27 Mayıs 1910 tarihinde hava açıktı. Caproni hava koşullarını gözden geçirdikten sonra uçağın test uçuşuna uygun bir gün olduğuna karar verdi. Ca.1 kalkış yerine kadar bir eşekle yarım saat kadar çekildi ve pilot uçağa bindi. Nefesler tutuldu, motor çalıştırıldı ve uçak ilk denemede havalanmayı başardı. Etrafta bir süre uçtuktan sonra motorun kararsızlığı ve pilotun deneyimsizliği sebebiyle uçak çok sert bir iniş yaptı. Pilota zarar gelmemiş olsa da uçak ağır hasarlıydı fakat iniş başarısız olsa dahi sorunsuzca uçmuştu ve Caproni Ca.60 tarihe adını ilk İtalyan uçağı olarak yazdırdı.

İlk İtalyan Yolcu Uçağı, Ca.48

Ca.1’in başarısından sonra Caproni Fabrikaları birçok yatırım aldı 1. Dünya Savaşı boyunca birçok başarılı bombardıman ve keşif uçağı üretti. Savaş sonrasıysa Caproni aldığı yatırımlarla sonunda hayalini kurduğu şeyler üzerinde çalışabilecekti: Yolcu uçakları ve uçan botlar (büyük deniz uçakları). Caproni her zaman yolcular için uçak tasarlamaya yatkındı lakin maddi sıkıntılar ve savaş yılları onu bu hayalinden alıkoymuştu. Aldığı yatırımlar sayesinde bütçesi artınca savaş döneminde tasarladığı uçakları yeniden elden geçirerek o ölüm makinelerini yolcu uçaklarına, uçan botlara ve yüzeruçaklara dönüştürdü. Tek, çift ve üç kanatlı uçaklar üzerinde tecrübesi olan Caproni çeşitli tasarımlar sonrası ilk İtalyan yolcu uçağını, Ca.48’i üretti. 3 kanatlı yolcu uçağı Ca.48 2 Ağustos 1919 tarihinde Taliedo-Venedik rotasında havalandı. Uçak 2 askeri pilot tarafından uçuruluyordu ve başarıyla yolcuları Venedik’e indirdi. Fakat ertesi gün Taliedo’ya geri uçuşta bir aksilik sonucu kanatlar önce sallandı, sonra tümden parçalandı. Uçak yere çakıldı ve kazadan kurtulan olmadı. İtalya’nın ilk sivil uçak kazası 14 ölü ile sonuçlandı, Ca.48 ise bir daha hava yolu servisine girmedi.

Caproni Ca.48, ilk İtalyan yolcu uçağı, ağır bombardıman uçağı Caproni Ca.4  üzerinden tasarlanmıştı.

Bir Devin Doğuşu, Caproni Ca.60 Transaero/Novioplano

Caproni Ca.48 sonrasında çeşitli yolcu uçakları üzerinde uğraşsa da ya Caproni ya da toplum tarafından bu uçak ve projeler kabul görmedi. Fakat Caproni yolcu uçağı inşa etmek istiyordu, ve hiçbir şey onu durduramazdı. 1913 yılında, henüz 27 yaşındayken Caproni İtalyan spor gazetesi “La Gazzeta dello sport”a 100 veya fazla yolcu taşıyan bir yolcu uçağının yakında gerçek olacağı hakkında söz vermişti.  Önceki yolcu uçağı projelerinin aksine bu sefer sıfırdan bir yolcu uçan botu tasarlamaya başladı. İnsanlar Caproni’ye ayağı yere basmaz bir hayalperest gözüyle baksa da Caproni projesini sonuna dek takip etmekte kararlıydı.

Caproni’nin aklında ulaşımı zor bölgelere kara ve deniz yolundan çok daha hızlı gidebilecek bir yolcu uçağı fikri vardı. Ayrıca uluslararası rotalar dahil, uçan botunun herhangi bir rota üzerinde gidebileceğini de söyledi. Bu uçakları büyük yüzölçümlü fakat gelişmemiş ulaşım altyapısına sahip ülkelerde de kullanmayı düşünüyordu.

Aldığı bütün olumsuz tepkiler ve eleştirilere karşın Caproni 1919 yılında Ca.60 üzerine çalışmaya başladı ve patent aldı. Caproni tasarımını birkaç motoru arızalansa dahi havada kalabilecek çok motorlu bir uçak olarak tasarlıyordu. Ayrıca bu kadar büyük bir uçağın güvenliği konusunda aldığı eleştirileri de göz önünde bulundurarak uçağın kararlılığı ve güvenilirliği üzerinde durdu. Uçak acil durumlarda suya iniş yapabiliyordu ve güçlendirilmiş bir gövdeye sahipti. Ayrıca yolcuların rahatlığı için yüksek irtifalarda uçabiliyordu.

Caproni Ca.60’ın yapımı 1919’un 2. yarısında başladı. Eylül’de Caproni’nin fabrikasında bir havacılık fuarı yer aldı, Caproni Ca.60 projesinin detayları ve planları halka duyurulmasıyla birlikte insanların bu uçak üzerine bakış açısı değişmeye başladı. Uçağın planı daha önce görülmüş hiçbir şeye benzemiyordu, büyüleyiciydi, gözleri kendine çekiyordu, neydi bu böyle! Uçağın planına bakmak dahi insanın ilgisini çelmeye yetiyordu. Uçağı destekleyenler de karşı olanlar da uçağın son haini görmek için merakla bekliyordu.

1920 yılında Sesto Calende’de Maggiore Gölü’nün kıyısına büyük bir hangar inşa edildi ve uçak yapımına burada devam edildi. 1920 sonlarında Caproni, uçaklarını takdir eden Amerika Büyükelçisi Robert Underwood tarafından ziyaret edildi. Elbette bu kadar olay olan bir uçak basın tarafından boş bırakılmadı. Röportajlar sonucu topladıkları bilgiler sonucu Caproni Ca.60’ın 1921’in ocak ayında test uçuşlarına başlayacağını duyurdular. Ayrıca İtalya’nın bu uçakla birlikte kısa sürede hava yolu ulaşımında uluslararası bir üstünlük sağlayacağını da eklediler. Ocak 1921’de uçak bütün motor testlerini başarıyla geçti ve test uçuşları için izin istendi. Caproni’nin uçuş isteği İtalyan Havacılık başmüfettişi tarafından onaylandı, artık uçağın uçmasının önünde hiçbir engel yoktu.

Test uçuşuna geçmeden önce haydi o çağın koşullarına bir göz atalım. Caproni’nin ayakları gerçekten yere basmıyor muydu? Havacılık ne kadar gelişmişti? Caproni’nin yaptığı yalnızca balıklara altın beslemek miydi?

Transatlantik uçak projesi gerçekten de çağının çok ötesindeydi. Havacılık henüz bebekliğindeydi ve teknoloji yeterince gelişmemişti. İlk transatlantik uçuş bile 1919’un haziranında modifiye edilmiş bir 1. Dünya Savaşı uçağıyla 2 pilot tarafından yapılmıştı. 2 kişiyle dahi uçak yolculuk boyunca zorluklarla karşılaşmıştı ve pilotlar zarar görmeyip kahraman ilan edilseler de uçak parçalanarak iniş yapmıştı. Kısacası transatlantik uçuşu gerçekleştirmek bir yana 100 yolcuyla transatlantik uçuş gerçekleştirmek o zamanın teknolojisiyle imkansızdı.

Teknolojik yetersizliklerin yanı sıra uçağın tasarımında da temel kusurlar vardı. Uçağın kanatlarında toplam 250 metreden fazla tahta direk ve 2 kilometreden fazla bağlayıcı tel vardı ve bütün bunlar hava sürtünmesini önemli ölçüde artırıyordu. Üç kanatlı uçaklar o zaman için çok popüler olsa da 3 sıra dizilmiş 3 kat kanat en parlak tasarım değildi. Bir öndeki kanat arkasındaki kanadın gelen havayı kullanmasını önlüyordu ve bu da uçağın kalkışını zorlaştırıyordu. Uçağın ağır gövdesi de kütle merkezinin kaldırma kuvveti merkezinin çok altında kalmasına sebep oluyordu. Bu uçağa kararlılık kazandırsa da uçağın kontrolünü çok zor bir hale getiriyordu. Uçak zamanın en iyi motorlarından biri olan 8 adet Liberty L-12 V-12 motoruyla donatılmış olsa da azami hızı yalnızca 130km/s idi. Sorunlar burada bitmiyordu, uçağın uçuş menzili 610 km idi yani uçak transatlantik bir uçuş sırasında defalarca okyanus ortasında yakıt ikmali yapmalıydı. Haydi bütün bu kusurları bir kenara bırakıp bu dev uçağın test uçuşuna geri dönelim, bu uçak gerçekten havalanabilir miydi? 

Arızalar veya kırık parçalar nedeniyle birkaç gün ertelense de Caproni Ca.60 12 Şubat 1921’de ilk test uçuşuna hazırdı. Maggiore Gölü’nde yavaşça rule yapmaya başladı. Pilot Caproni’nin uçaklarıyla tecrübesi olan askeri uçuş eğitmeni Federico Semprini idi. Suda gitgide hızlandı ve göl ile temasını kesip herkesi hayrete düşürdü. Bu 9 kanatlı dev gerçekten uçuyordu! 80km/s ile uçup herkesi büyüledi ve başarıyla göl yüzeyine iniş yaptı. Bu kısa test uçuşu İtalyan havacılığının önemli temsilcileri tarafından takdir edildi.

Fakat 4 Marttaki 2. test uçuşunda olaylar o kadar iyi gitmedi. Uçak havalanırken saatte 100-110 kilometreye ulaştı ve burnu yukarıya bakacak şekilde hızlıca yükselmeye başladı. Pilot kontrolü kaybediyordu, hızı azalttı fakat bu uçağın kuyruğunun sallanmasına sebep oldu. Pilot kontrolü kaybetti ve göl yüzeyine çakıldı.

Pilot ve mürettebat zarar görmese de uçak parçalanmıştı. Caproni ise geciken araçtan dolayı Maggiore Gölü’ne ulaştığında uçağını parçalanmış vaziyette buldu. Kameramanın da kendisiyle birlikte olması sebebiyle uçağın kalkışı veya çakılışı kaydedilmedi. Olay sonrası Caproni’nin yorumu ise şu şekildeydi:

“Yıllarca çalışmanın meyvesi, havacılığın geleceğinin temeli olacak bir uçak. Hepsi bir anda kayboldu ha… Fakat insan ilerlemek istiyorsa bozuntuya vermemeli, ilerlemenin yolu acı ile döşenmiştir.

Caproni Ca.60 Transaero’nun trajik sonu

Hasar hesaplaması sonucu Caproni şirketinin bu maddi miktarı karşılayamayacağını gördü. Fakat ne olursa olsun Caproni geleceğinin parlak olduğundan emin olduğu transatlantik uçak projesini bırakmaya razı değildi. Hava ulaşımının geleceğin ulaşımı olduğuna içtenlikle inanıyordu ve pes etmeyecekti. Uçağı için çabalamaya devam etti ve orijinal Ca.60’ı 1/3 ölçekte inşa etmeye başladı. Ayrıca başkan adayı Ivanoe Bonomi tarafından kendisi seçilirse Caproni’nin projesine maddi destek sağlayacağı vaadini almıştı. Ivanoe Bonomi seçidli fakat politik önceliklerden dolayı sözünü tutmadı. Maddi yetersizliklerden dolayı Transaero projesi 1921’in temmuzunda iptal edildi ve dev uçak bir daha uyanmayacağı bir uykuya daldı.

Caproni Ca.60 Kazasının sonrası ve Caproni Stipa

Fakat Transaero projesi bir başarısızlıktan çok daha fazlasıydı. Aksine havacılığın gelişimi için bir kazanımdı. Ağızları açık bırakan uçağın arkasında sivil hava ulaşımını gerçek yapma yolunda hayallerinin peşinden koşan bir adam vardı. Bütün kazalara, yetersizliklere, engellere, bozgunlara rağmen hayallerinin peşinden koşmayı her daim sürdüren bir adam. Caproni’nin hayali mumlar denizine düşmüş bir alevdi, birçok mühendisin hayallerini besleyen ve ateşleyen bir alev. Caproni gerçekten de çarpıcı uçaklarıyla çığır açan bir mühendisti.

Caproni bir daha transatlantik bir uçak üzerinde çalışmadı. 2. Dünya Savaşının ayak seslerinin de yaklaşmasıyla birlikte askeri uçak yapımına geri döndü ve birçok başarılı bombardıman, keşif ve avcı uçağı üretti.

Doğrudan Caproni tarafından tasarlanmasa da 1932 yılında Caproni şirketinden bir yenilikçi tasarım daha doğdu, Stipa Caproni. Luigi Stipa tarafından Caproni’nin desteğiyle tasarlanan Stipa Caproni boş fıçı şeklinde bir gövdeye sahipti. Bernoulli prensipine dayalı hava akımını kullanarak verimlilik elde etmeyi hedefliyordu. Uçak birçok bakımdan başarılıydı: Sessiz bir motor, kolay iniş, verimlice yüksek irtifalarda uçuş ve kararlılık. Fakat tasarım aynı zamanda çok hava sürtünmesine sebebiyet veriyordu ve uçak en fazla saatte 131 kilometreye ulaşabiliyordu. İtalyan ordusu bu projeye desteklerini kestiler ve kullanmadılar.

Stipa Caproni projesi iptal edilse de uçağın etkisi şimdiden Fransa, Almanya ve İngiltere’ye ulaşmıştı. Uçağın tasarımı üzerine çalışılmış ve bir Fransız gece bombardıman uçağı veya Alman Heinkel T avcı uçağı gibi uçaklar

tasarlanmıştı. Daha da ilginci, günümüzde sıklıkla kullanılan jet uçakları aslında Stipa Caproni’nin torunları, modern turbo fan motoru ve Jet uçakları Stipa Caproni üzerinden tasarlandı.

Uzun sözün kısası, Caproni çağının ötesinde bir adamdı. Yığınla yenilikçi fikre fakat yetersiz teknolojiye sahipti. Bazı başarısız tasarımları olsa da bunlar insanlığın havacılık gelişimine katkı sağladılar. İtalya açısındansa Caproni havacılığın ışığıydı, İtalya’da uçak yapımını başlatmasının yanı sıra birçok başarılı İtalyan uçağını da dünyaya kazandırdı.

 Hikayemiz mutlu sonla bitiyor, Caproni ölmeden önce Amerika’da 1939 yılında transatlantik yolcu uçağının, hayalinin, gerçekleştiğini gördü. 1957 yılında gözlerini yumdu ve yeniliklerle dolu hayatına son vedasını etti.

Leave a reply

Your email address will not be published.